Su Alerjisi Gerçek Mi? Suya Dokununca Alerji Olan İnsanlar Var.

Sevgili Meraklılar,

 

Hepimizin bir şeylere alerjisi olabilir. Kimi polene, kimi bazı yiyeceklere ya da benim gibi güneşe… Ama size biraz tuhaf gelebilecek bir konudan bahsedeceğim: Dünyada suya alerjisi olan insanlar var. Evet, yanlış duymadınız. Hayatta kalmanın en temel kaynağı olan suya alerjiniz olduğunu düşünebiliyor musunuz?

 

Bilimsel adı aquagenic urticaria olan bu durum, dünyanın en nadir görülen hastalıklarından biri olarak kabul edilir. Bu alerjiye sahip kişilerde su cilde temas ettiğinde kızarıklık, kaşıntı ve kabarıklık gibi belirtiler ortaya çıkar. Ancak sorun sadece duş almakla bitmez. Aklınıza gelebilecek pek çok su türü bu reaksiyonu tetikleyebilir. Yağmur damlaları, deniz suyu, havuz suyu, hatta kişinin kendi gözyaşı ve teri bile ciltte tepkiye neden olabilir.

 

Bu konuyla ilgili insanların en çok merak ettiği soru ise şudur: Suya alerjisi olan biri su içebilir mi? Bazı hastalar su içebilmektedir, çünkü çoğu vakada reaksiyon suyun ciltle temas etmesiyle ortaya çıkar. Ancak ne yazık ki bazı kişiler su içtiklerinde de ağız çevresinde tahriş veya boğazda rahatsızlık hissedebilir. Bu nedenle bazı hastalar su ihtiyaçlarını süt ya da farklı içeceklerle karşılamaya çalışabilir.

 

Tıp literatürüne göre dünyada doğrulanmış vaka sayısı yalnızca birkaç düzine kişi ile sınırlıdır ve hastalığın nedeni hâlâ tam olarak çözülebilmiş değildir. Ancak bu konuyla ilgili en güçlü teorilerden biri, suyun ciltte bulunan bazı maddelerle reaksiyona girerek histamin salgılanmasına neden olmasıdır. Histamin ise vücudumuzda alerjik reaksiyonların ortaya çıkmasına yol açan bir kimyasaldır. Kaşıntı, kızarıklık ve kurdeşen gibi belirtilerin oluşmasının sebebi de çoğu zaman histamin salgılanmasıdır.


Peki böyle bir alerji ile yaşamak nasıl bir şey olabilir?

 

Suya alerjisi olan insanlar günlük hayatlarında oldukça dikkatli olmak zorundadır. Bazı hastalar duşlarını birkaç dakika ile sınırlandırır, bazıları ise yağmurlu havalarda dışarı çıkmamayı tercih eder. Terlemek bile reaksiyon oluşturabildiği için bazı kişiler yoğun egzersizlerden kaçınmak zorunda kalabilir. Hatta bazı vakalarda insanlar yüzlerini yıkamak yerine ciltlerini özel temizleyicilerle silerek temizlemeyi tercih eder.

 

Bu hastalığın en zor taraflarından biri ise kesin bir tedavisinin henüz bulunamamış olmasıdır. Doktorlar belirtileri azaltmak için genellikle antihistamin ilaçlar, cildi koruyan bazı bariyer kremler ya da farklı dermatolojik tedaviler önerebilmektedir. Bu yöntemler hastalığı tamamen ortadan kaldırmasa da belirtilerin şiddetini azaltmaya yardımcı olabilir.

 

İlginç olan bir başka nokta da bu hastalığın çoğu zaman ergenlik döneminde ortaya çıkabilmesidir. Bazı hastalarda ise belirtiler zamanla hafifleyebilir. Bu nedenle bilim insanları hastalığın genetik ve çevresel faktörlerle ilişkili olabileceğini düşünmektedir.

Bir düşünün…

 

Çoğumuz yağmur altında yürümeyi, denize girmeyi ya da serin bir duş almayı sıradan şeyler olarak görürüz. Hatta çoğu zaman suyun ne kadar hayati olduğunu bile fark etmeyiz. Oysa dünyanın bazı yerlerinde yaşayan çok az sayıdaki insan için suyla temas etmek bile dikkat edilmesi gereken bir durumdur.

 

Tıp dünyasında oldukça nadir görülen bu hastalık, insan vücudunun ne kadar karmaşık ve şaşırtıcı olduğunu da bir kez daha gösteriyor. Bazen en sıradan sandığımız şeyler bile, bazı insanlar için oldukça sıra dışı bir deneyime dönüşebiliyor.

Peki siz ne düşünüyorsunuz?


Hayatımızın en temel parçası olan suya karşı böyle bir alerjinin gerçekten var olması sizce de şaşırtıcı değil mi?

 

Yorumlar

Popüler Yayınlar